Mirhat
Kanatlı 3 – Cansever orjinli olan bu at yarış yaşamına 17.08.1996 Yılında İstanbul’da 1200 metre çim pistte başlamıştır…Bu yarış Maiden(Hiç yarış kazanmamış atlara mahsus yarış) olup Mrihat bu yarışı Bartınlı,Berçim,Nisan 3, Kırhan 1, Melis, Nabican ve Alaattinbey önünde kazanmayı başararak ilk yarışında Maidenden çıkmıştır.
Mirhat yarış hayatı boyunca katıldığı 29 koşunun 26 sını kazanma başarısı göstermiş, 2 yarışından ikinci ve bir yarışından da altıncı olarak ayrılmıştır.Mirhat 06.06.1998 senesinde İstanbul’da 1600 metre çim pist koşusunu kazanarak yarış pistlerine veda etmiştir.
Not : Mirhat’ın Sprint yaparken ayak yapısına bakmanızı tavsiye ederim. İngiliz gibi dimi?..

October 6th, 2007 at 7:51 pm
Esanevi Arap atı Mirhat’ın ani ölümünün ardındaki şehir efsaneleri var. Bu söylentiler 1998 yazında Aktüel dergisine de haber olmuştu. İlk üç yarışını kaybeden ama sonraki 26’sını kazanan müthiş at esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş, bi zaman sonra sahibi “bağırsak düğümlenmesinden” öldüğünü açıklamıştı.
Oysaki Mirhat henüz 5 yaşındaydı. Atların ortalama ömrü ise 40 yıl olarak kabul ediliyor. Üstelik ölmesine sebep olan hastalık için atın yarıştan hemen sonra yem yemiş olması gerekiyo. Mirhat’ın öldüğü 2 Temmuz 1998’de açıklanmıştı. Ama o, 21 Haziran’dan beri pistten uzaktı. Neticede şaibeli bi ölümdü gerçekten de. Ardından yarışseverlerin neredeyse taptığı bu atla ilgili yığınla efsane üretildi. Hatta Elvis Presley örneğinde olduğu gibi atın aslında hala yaşadığı bile anlatılıyodu.
Mirhat’ın karşısında rakip yoktu. Koştuğu yarışlarda milyarlar kazandırdı sahibine. Bu da at sahiplerinin tepkisini topluyordu doğal olarak. Mirhat’ın koştuğu bi yarışa at sokmak demek onca emeğin, paranın zayi olması demekti aynı zamanda. Yani bütün diğer atlar fasulyeden koşuyordu aslında, galip en başından belliydi. Bu yüzden atın sahibi tepkilerden korkup Mirhat’ı Konya’nın ücra bir kasabasındaki ahıra götürmüş. Sonra da “Mirhat öldü” diye açıklama yapmış. Asıl niyeti atını göz önünden çekip, unutturmakmış. Birkaç yıl sonra başka isimle koşturacakmış yine.
Öldüğüne inananlar da vardı tabii ki. Ama onlar da hikaye üretmekten geri kalmıyorlardı.
“Atın sahibi çok hırslı bi adam. Para kazanıcam diye Mirhat’ı her yarışa sokardı. Ama bu at Arap atı. Bunlar da gururlarıyla, inatçılıklarıyla ünlüdür. En son Bursa’da B sınıfı atlarla koşturmuştu Mirhat’ı. Bunun üzerine zavallı hayvan içine kapanmış. Tek bi lokma yem yememiş. Acısından, kahrından ağlaya ağlaya ölmüş Mirhatçık.
Atın öldüğüne inananlar arasındaki çok yaygın bi efsaneye göre ise Mirhat ölmeden önce kendisi kadar hızlı, asil, yıldırım gibi bi oğul-tay bırakmış geriye. Görünüşe bakılırsa babasından daha da ileride olacakmış bu at. Gerçi sahibi, bakıcısı, jokeyi dahil herkes böyle bi tayın olmadığını söylüyor ama efsane üreticileri doğal karşılıyo bunu: “Öyle diyecekler taabi. Diğer atların sahipleri babasından az mı çekti. Yavruyken işini bitirelim deyip hemen öldürtürler Mirhat’ın oğlunu vallaha.”